Türkiye’de okuma oranı göz önüne alındığında maalesef dünyaya göre oldukça geri sıralarda olduğumuzu ortada! Hal böyle olunca kitap okuma alışkanlığının çocuk yaşta kazanılması büyük avantaj olarak görülüyor. Bunun için anne-babalara çok iş düşüyor. Uzmanlar ilk adım olarak kitap okuma alışkanlığı kazandırmanın doğru sanılan yanlışları konusunda dikkatli olmaya davet ediyor. Kitap okuma sevgisini doğru yöntemlerle kazandırmanın çok kolay olduğunu, fakat kitap okuma nefretini sevgiye dönüştürmenin çok zor olduğunu belirten yazar Esra Zerbeliz Avgören, Martı Yayınları’ndan çıkan Küçük Kitap Kurtları Yetiştirme Rehberi isimli kitabında, çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmada doğru bilinen yanlışlar hakkında önemli bilgiler veriyor.




 “Kitaplar Kutsal Değildir”

Yazar Esra Zerbeliz Avgören, kitapların kutsallaştırılması konusunda önemli görüşlere sahip. Yazar, bu konudaki görüşlerini şöyle anlatıyor: “Kutsal olan tüm konular dogmatiktir. Tartışmaya açık değildir. Kesin ve net sınırları vardır. Bu sıfatları kitaba yüklediğimizde, kitap kavramına çocuklar için kırmızı çizgilerin çok olduğu tedirgin edici sınırlar biçeriz. Tabuya dönüşen kitap kavramı çocuklar için çekici olmaktan çıkar. Yetişkin algılarıyla çocuklara dayatmalar yapılmaya başlar. Çocukların ihtiyaçları, yetişkinlerle aynı değildir. Çocuk, kitabın kutsallığına değil eğlencesine bakar. Aksi yaradılışa ters olur zaten. Eğlence yoksa çocuk o alanda yoktur. Bu yüzden çocuk kitapları kutsal değil eğlenceli olmalıdır. Kutsal olan bilgidir, bilmektir. Bu bilgiyi aldığımız tüm materyaller aracıdır. Araçları amaç haline getirmemeliyiz. Kısaca kitabın bir tüketim malzemesi olduğunu kabul edersek korkmayız ve daha kolay hayatımızın içine girebilir. Kitap kutsal değildir kültürel bir materyaldir.”

“Anne-Baba Her Şeyi Bilmez”

Anne ve babaların her konuda bilgi ve fikir sahibi olamayacaklarına değinen yazar, olsalar bile bu bilgileri kolaylıkla çocukla paylaşmamaları gerektiğini belirtiyor ve anne-babalara şöyle sesleniyor: “Her şeyi bilmeyin! Çocuklarınızın her sorusunu cevaplamayın. Sizin de merak ettiğinizi ve konuya tam hâkim olmadığınızı belirtip güvenilir bir ansiklopediden ya da internet üzerinden kelimeyi ya da konuyu araştırıp beraber okuyun. Okuma yazma bilmeyen çocuklarınıza siz okuyun. Sistemli ve bir şekilde bu tutumu görmüş olan birey, kendi başına araştırıp okumaya başlar. Hatta sonrasında size gelip bilmediklerinizi anlatacaktır.”

 “Sadece Uykudan Önce Okumak Yanlış, Kitap Okumanın Zamanı Olmaz!”

Filmlerde, dizilerde bile görürüz bu sahneyi, çocuklara uyumadan önce kitap okunur. Yazar, bu uygulamayı şu sözlerle değerlendiriyor: “Bu uygulama okuma alışkanlığına vurulan bir baltadır. Beynimizi, ‘kitap okumak uykuya hazırlıktır’ diye programlamış oluruz. Böyle programlanan beyin, günün hangi saatinde kitap okumaya başlanırsa bunu uykuya hazırlık olarak algılar. Sonra da ne zaman ele kitap alınsa göz kapakları ağırlaşır ve okumaya geçilemez. Kitap okumaya özel zaman ayırıp sabit bir noktada dikkatlice kitap okumanın gerekliliği büyük bir yanlıştır. Kitap okuma eylemini hayatın dışına iter. Japonlar, günün her saatinde, her şekilde kitap okuyor. Bunun için özel bir tanımları bile var: Taşiyomi. Anlamı; ayakta, yürürken kitap okumak. Yani kitap okumayı özel zaman aralıklarına sıkıştırmamak. Her an her yerde kitap okunabilir. Burada en belirleyici unsur ihtiyaçtır.”


“Çocuklarla Yazılı İletişim Kurulmalı”

Yazar, çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmanın önemli bir püf noktasını paylaşıyor: “Onlar için sık sık okunaklı notlar hazırlayın. Çantalarına, yastıklarının altına ve benzeri yerlere bırakın. İlk okudukları kelimeler sizden gelsin. Okuma-yazmanın iletişim yolu olduğunu öğrenmenin yanında değerini artırır. Müjdeli haberleri okuyarak alsınlar, okuma yetileriyle orantılı olarak yazı dilinizin ağırlaştığı metinler yazın. Hatta üşenmeyip postaneden mektuplar, kartpostallar gönderin. Yaşları ne olursa olsun çocuklarınızla konuşurken kullandığınız dili küçültmeyin. Bir yetişkin bireyle konuşur gibi yazın. Bu davranış, yeni kelimeler duymaya ve okumaya hazırlık olur ve okuma alışkanlığında bilmediği kelimelerin yolunu kesmesini engeller. Çocuklarınıza sorular sorup fikir alın ama en önemlisi onları dinlediğinizi hissettirin.”

 “Kitap Her Zaman Öğretmen Değildir”

Çocukları yüzyıllar öncesinin kalıpları ile zorlamanın yanlış olduğunu belirten yazar, “Kitaplar bazen arkadaş, bazen de baş belası olabilir. 200 yıl öncesinin kalıpları ile bugünün çocuklarını zorlamamak lazım. Bu kalıp içerisinde çocuklar kitapları sadece kendilerine öğretmenlik yapan materyaller olarak görecektir. Kitaplar sürekli öğrenmek için okunmaz. Eğlenmek, araştırmak, sosyalleşmek gibi birçok sebepten dolayı okunabilir. Hatta kitapları boyayabilir, makasla kesip resimlerinden tablolar yapabilir, bölümleri ayırıp sıralamasını değiştirebilir. Kısacası çocuklar yaratıcılıklarını geliştiren her şekilde kitapları kullanılmalıdır. Kitabı öğretmen kılığına sokarsak okuma alışkanlığının oluşmasını sağlayan diğer etkenleri öldürmüş oluruz.”

“Çocuğun Seçimlerine Saygı Duyulmalı”

Çocuklar, kendilerine rol model aldıkları kişilerin söylemlerinden çok davranış ve tutumlarıyla ilgilenirler. Anne babanın yaptığı eylemden çok tutum önemlidir. Baskıcı, çocuğun seçimlerine saygı duymayan tutum zarar verir. Yazar, seçimlere saygı duymanın kitap okuma alışkanlığı kazandırmada da büyük rol oynadığına dikkat çekiyor ve “Özdenetim mekanizmalarının gelişmesini engellemeyin. Eğer sağlıklı gelişim içerisindeyseler seçecekleri kitaplar sizler için sorun olmamalı. Ama kitap seçimlerinde kendi açınızdan sorunlar görüyorsanız bu sorun, kitap seçimi değil daha derinlerde yanlış giden başka konularla ilişkilidir” diyor.



Bu Yazıyı Paylaşın

Tuğçe Köse

06/03/2021
Geçmişi 16. Yüzyıla dayanan korse, günümüzde ikonik moda unsurlarından biri. Zaman zaman ...
05/03/2021
“Türkiye'nin ulaşım, endüstri ve iletişim tarihindeki gelişmeleri yansıtan ilk ve tek ...
05/03/2021
Bir dönem zorluğuyla popüler olan egzersiz duruşlarından plank son dönemde yeniden gündemde. ...

Tüm Yazılar Bitti :(