Sevgililer gününde, yalnız olanlar kadar, bu mecburi kutlama için kendini gergin hisseden, kırmızı ve pembeler içinde bir ortamda bulunmaktan çok da hoşlanmayanlardansanız sizin için, o gün, en uygunu aşk ve sevdiğinizle ilgili önyargılarınızdan arınmaya çalışmaktır. Bunu da uzun zamandır bir türlü planlayamadığınız evde sinema keyfi ile yapabilirsiniz. Romantizmin farklı bakış açılarını birlikte keşfetmek olduğuna inananlardansanız bu filmler tam size göre.  


Ben ve Sen ve Diğerleri

(Me and You And The Everyone We Know /2005/ IMDB:7.5)

Christine Jesperson, hayatta kalabilmek için taksi şoförlüğü yapan bir video sanatçısıdır. Richard Swersey ise karısından ayrıldıktan sonra iki çocuğu ile ayakta durmaya çalışan bir ayakkabı satıcısıdır.

Jesperson yeni çalışmasını küratörlere kabul ettirmeye çalıştığı bir dönemde, hüzünlü ve şaşkın Swersey ile tanışır. Swersey ona ayağındaki yarayla ilgili şaşırtıcı bir derinlikte, ilginç bir yorum yapar. Jesperson bütün gün kadınların ayaklarını elleyen bu adamdan etkilendiğini anlayınca onun gözüne girmek için elinden geleni yapmaya çalışır. Fakat bu o kadar da kolay olmaz. Çünkü aşk asla sadece iki kişinin arasında kalan bir şey değildir.

Swersey’in çocukları vardır ve onların da bu ilişkinin detaylarında elbet payları vardır. Büyük oğlan mahallenin kızlarıyla ilk cinsel deneyimini yaşarken, henüz okuma yazma bilmeyen ufaklık ise internet aracılığı ile olgun kadınları baştan çıkarmaya çalışıyordur.

Kendisi de bir çağdaş sanatçı olan Miranda July’un yazıp yönettiği, aynı zamanda da rol aldığı film, hayatın günlük akışında iki kişinin nasıl da beklenmedik anlarda yakınlaşıp nasıl birden bire uzaklaştıklarını performatif bir modern masal tadında anlatıyor.



Sadece Aşıklar Hayatta Kalır

(Only Lovers Left Alive / 2013 / IMB:7.3)

Eve ve Adam, insanlık tarihine çok uzun zamandır tanıklık eden ve bunun etkisiyle çoğu şeye karşı inancını yitiren iki ölümsüz aşık, iki depresif vampirdir. Adam, iflas etmiş ve büyük ölçüde terk edilmiş hayalet bir şehir görünümünde olan Detroit'te yaşar; tüm zamanını müziğe ve kimseye dinletmediği şarkılarına ayırır. Tek aşkı Eve ise uzun bir süredir Fas'ın Tanca şehrinde, bambaşka bir kültürün içerisinde nefes almaktadır. Eve'ın, Adam'ı ziyarete geldiği zamanlardan birinde kız kardeşi Ava'nın da beklenmedik ziyaretiyle karşılaşırlar. O ana dek beladan başka bir getirisi olmayan Ava, bir kez daha işleri daha içerisinden çıkılması zor bir noktaya sürükler. İnsanlığın bilinçli olarak, kendi elleriyle belirlediği yazgısı Eve ve Adam'ın penceresinden her ne kadar karamsar bir tablo gibi görünse de her daim tutunulabilen bir umut ışığını da barındırır. Filmin fotoğraflarından açıkça anlaşılacağı üzere filmin yönetmeni ve senaristi Amerikan bağımsız sinemasının önemli isimlerinden Jim Jarmusch.


Ben Bir Robotum Ama Sorun Değil

(I’m a Cyborg, But That’s OK / 2006 / IMDB: 7.1)

Bir akıl hastanesinin her biri kendine has özellikteki onlarca hastası arasında, kendisini robot zanneden genç bir kızla insanların ruhunu çalabildiğini iddia eden bir erkek hasta bulunmaktadır. Hayatın bildik gerçekliğinden kopmuş bu iki insanın sıradışı yakınlaşmaları, tamamen başka bir gerçeklik üzerine kurulmuş hastane ortamı tarafından da desteklenir.

İntikam üçlemesi filmleri Haklı İntikam, İhtiyar Delikanlı ve İntikam Meleği ile Kore Sineması’nın yükselişindeki önemli isimlerden Chan-wook Park, bu filminde diğerlerinden farklı olarak, daha sakin ve sevimli görünen bir yerden acı veren gerçekler üzerine yine düşündürtüyor.



Bu Yazıyı Paylaşın

Müge Ersan

07/08/2020
Her ne kadar bu yaz maskeleri çıkaramıyor olsak da elbette bu, az sayıdaki aile üyeleri ya da arkadaşlarla ...
05/08/2020
Kimi kadın için canlı pembe her zaman vazgeçilmezdir. Hele ki ayakkabı çanta gibi aksesuarlarda ...
01/08/2020
Çoğu insan gibi, gününüz muhtemelen uyanmak ve yenilenmek için enerji artıran bir fincan çay ...

Tüm Yazılar Bitti :(