Eğer sağlıklıysak ve her gün koşturmak zorunda olduğumuz işler yoksa sıcak yaz günlerinde sadece şöyle bir uzanıp hiçbir şey yapmadan durmak isteriz ya da sadece bunu yapabilmek için tatil planları yaparız. Özellikle bu yıl oldukça yorulduk ve hala virüs riski ile pek de huzurlu hareket edemiyoruz. Belki de bu yüzden bu yıl daha önce hiç olmadığı kadar İtalyanların “il dolce far niente” dedikleri “hiçbir şey yapmamanın hazzı”nın farkına varıyoruz.

Bazen gördüğümüz bir resim de bu duyguya olan yönelimimizi artırıyor. Bize bu duyguyu feminen bir bakıştan anlatan Francine Van Hove’un tabloları gibi...

Kadınlığın Zamansız Cazibesi

1942'de Paris'te doğan Francine Van Hove, çalışmalarını 1963'te Lycée Claude Bernard'da (Paris) tamamlamış bir sanatçı. 1971'deki ilk kişisel sergisinden bu yana titizlikle oluşturduğu yağlı boya tabloları her zaman ilgi görmüş ve Avrupa, Amerika ve Japonya'daki koleksiyonlarda bulunmuştur. Modellerinin incelikli detayları ile tanınan ve takdir edilen Francine Van Hove, özellikle her zaman üzerinde çalıştığı şeffaf cilt tonları konusunda özellikle dikkat çekmiştir. Güzelliğin, duygusallığın, meditasyonun ve özgürlüğün ifadesi sanatçının eserlerinin arkasındaki felsefedir.


Francine Van Hove, bu genç kadın resimlerinde kadınlıkların ebedi cazibesini samimi ortamlarda yakalar. Sanatçısının resimlerinde kadınlar yatak odalarının veya güneşli bahçelerinin yani bakımlı ve özenli kıyafetlerle yer aldıkları iç mekanlarının dışındaki yerlerde, “hiçbir bir şey yapmamanın hazzının” güçlü ifadeleri olarak var olurlar. Bu kadınlar sanki İtalyan “il dolce far niente” ifadesini kişileştiriyormuş gibi büyüleyici bir şekilde yavaş ve sakin eylemler içinde yer alırlar.


Hiçbir Şey Yapmamanın Zarafeti

Paris, Fransa'da bulunan stüdyosunda Van Hove, canlı modellerle çalışarak görkemli tablolarını oluşturuyor. Sanatçı final esere geçmeden önce genç kadınların doğallıklarından memnun olana kadar çeşitli zarif pozlar deneyerek hazırlık çizimlerinde önemli ölçüde zaman harcıyor.


Van Hove, sanatını oluştururken Kuzey ve İtalyan Rönesans’ından klasik ustaların ipeksi, duyumsal niteliklerine hayran kalmış ve onlarda etkilendiği dünya zarafetini kendi resimlerine getirmeye çalışmış. “Resmimin insanlık halindeki acıyı ifade etmesini beklememeli,” diye açıklıyor sanatçı ve “Aslında, uyum içinde yaşamaya yardımcı olmak için öfkeye karşı resim yapıyorum.” diye de ekliyor.


Van Hove’nun cazip, pastel renkli resimlerinin her biri kıskanılacak bir dinginlik sunuyor. Şeftali ve krema tenli havlu kaplı bir kadının resmedildiği Un Peu de Rouge, yumuşak ışık yansımalarına basarken parmaklarına kırmızı oje sürüyor. Benzer şekilde, Plaisirs du Matin kruvasan, portakal ve çay da dahil olmak üzere çeşitli küçük zevklerle çevrili halde duran pembe tenli bir modelin yer aldığı bir resim.


İtalya’dan doğan bu “hiçbir şey yapmamanın hazzı” felsefesine bugünlerde daha önce olduğundan çok daha fazla ihtiyacımız olduğu kesin. Kimimiz bunu hayata geçirmek için zorlanıyor olsak da bu resimlerle birkaç dakikalığına da olsa bunun hayalini kurabiliriz. Ya da birkaç aydır içimizden gerçekten hiçbir şey yapmak geçmiyor diye kendimizi suçlamak yerine bunun biraz da keyfini çıkarabiliriz. Çünkü hiçbirimiz hayatta her şeyi kontrol edebilecek güce sahip değiliz ve hala sağlıklıysak sadece buna şükredip hiçbir şey yapmadan da durabilmenin gücü ve zarafetinin farkına vararak kendimizi yine de güçlü hissedebiliriz. 

an doğan bu  “hiçbir şey yapmamanın hazzı” felsefesine bugünlerde daha önce olduğundan çok daha fazla ih



Bu Yazıyı Paylaşın

Müge Ersan

07/08/2020
Her ne kadar bu yaz maskeleri çıkaramıyor olsak da elbette bu, az sayıdaki aile üyeleri ya da arkadaşlarla ...
05/08/2020
Kimi kadın için canlı pembe her zaman vazgeçilmezdir. Hele ki ayakkabı çanta gibi aksesuarlarda ...
01/08/2020
Çoğu insan gibi, gününüz muhtemelen uyanmak ve yenilenmek için enerji artıran bir fincan çay ...

Tüm Yazılar Bitti :(