Dünya düşük karbonhidratlı diyetler ile zayıflamaya çalışanlarla dolu. Düşük karbonhidratlı diyet demek ekmek yememek, meyveyi günlük beslenmede yasaklamak, nişastalı sebzeler olan havuç, bezelyeden uzak durmak, daha çok kırmızı et ve işlenmiş etler, tereyağı ve nişastalı olmayan sebzeler ile beslenmek anlamına geliyor. Düşük karbonhidrat içeren diyetin amacı bildiğimiz üzere kan şekerini yükseltmemek ve insülini uyarmamak. Böylece yağ yakımını başlatmak. Evet bu doğru. Bu metabolik mekanizma sayesinde karbonhidratı kısıtlamak ilk zamanlarda daha hızlı zayıflatır. Ancak zayıflatır olması bu sistemin sağlıklı olduğunu göstermez. Çünkü karbonhidrat kısıtlandıkça fazla ve sık yenilen hayvansal yiyecekler sayesinde vücuda alınan trans yağ asidi de artar. 


 
Peki düşük karbonhidrat tüketirken hangi yiyecekler ile trans yağları alırız? Tereyağı, yağlı kırmızı et, nitrit içeren şarküteri ürünleri ve daha birçok çeşitli hayvansal yağ içeren besinler. İşte burada trans yağların tehlikeli kısmı başlar. Zayıflayayım derken trans yağ içeriği yüksek yiyeceklerle vücudu yükleyerek oluşan kalp hastalığı hatta bazı kanser çeşitlerinin riskini de tetiklenmiş olunur. Trans yağ asitleri konusu iyi ve kötü yağ algısından tamamen farklı bir çeşit yağdır. Mesela zeytinyağında trans yağ asidi neredeyse bulunmaz. Sebze, meyve, tam taneli tahıllar, kuru yemişlerde de trans yağ asidi yoktur. Buna karşın çoğu yağlı süt ürünleri, yağlı kırmızı et ve şarküteri çeşitleri, hazır bisküvi, cips ve dondurulmuş birçok yiyecekte gizli tehlike olan trans yağ asitleri vardır. 


 
McMaster Üniversitesinin British Medical Journal’da yayınlanan araştırmasında; yüzbinlerce kişide trans yağ asidi tüketimi ile sağlık arasındaki ilişki değerlendirildiğinde yüksek miktarda trans yağ asitli beslenmenin % 34 oranında ölüm riski ile ilişkilendirildiği açıklandı. Ne kadar fazla trans yağ asidi vücuda alınırsa da % 21 kadar risk oranında kalp sağlığı ile ilgili herhangi bir hastalığa yakalanma olabileceğinin altı çizildi. Bu araştırmada doymuş yağın erken ölüm, kalp sorunları, inme ve diyabet ile ilişkisi açığa çıkmamıştır. Özetle trans yağlar doymuş yağlardan tehlikelidir vurgusu ön plana atılmıştır. Ancak araştırmacılar doymuş yağlara yeşil ışık yakılmadığını, kalp dostu bir yağ çeşidi olmadığının da uyarılması gereken bir konu olduğunu açıkladılar. 


 
Günümüz bilgileri trans yağların kalp, diyabet, insülin direnci ve bazı kanser çeşitlerine kadar hastalık etmeni diyet faktörlerinin en büyük tetikçisi olarak gösteriyor. Ve sağlıklı bir diyetin toplam kalorisinin % 10’ u geçmeyecek kadar doymuş yağ, % 1’in üzerinde olmayacak kadar oldukça düşük dozda trans yağ asidinin sağlanmasının uygun olduğu kabul edilebilir olduğu bildiriliyor. Bu açıdan baktığımızda düşük karbonhidratlı diyetler zayıflatsa da; kilo verme sonucunda vücudun su kütlesinde azalmaya neden olması, kalp ve böbreklerde, kan hücrelerinde sorunlara yol açmasının yanı sıra yüksek trans yağ asidi içeriği nedeniyle insülin direncinden diyabete kadar vücutta çok fazla hastalık riski oluşturması zayıflamada güvenli bir yol olmadığının da gizli ip uçlarını barındırıyor. 


Size tavsiyem sağlıklı, doğal besin gruplarını sağlıklı pişirme yöntemleri ile pişirerek tabaklarınızda bir denge yaratarak zayıflamanız. Çeşitli besin gruplarından doğal seçeceğiniz besinleri yeterince yediğinizde sağlığınız korunur, zevkli yemek alışkanlığı kazanmanız sağlanır. 
 


Bu Yazıyı Paylaşın

Selahattin Dönmez

15/10/2020
Öğünlerimizin olmazsa olmazı yeşilliklerin faydaları saymakla bitmiyor. Yüksek miktarda c vitamini ...
15/10/2020
Dumanlı göz makyajının gözlerimizi ve bakışlarımızı daha mistik ve çekici gösterdiği bir ...
24/09/2020
Türkiye iklim koşulları nedeniyle yetiştirilen üzüm türünde ve şarap yapımı ile ilgili çok ...

Tüm Yazılar Bitti :(